Pozitif iletişim de ne ola ki?

Sevgiyle yapılan iletişim de karşılıklı alıp vermekten keyif almak, mutlu olmak doğamızdan gelir. Peki, ne oluyor da iletişimde şefkatli, sevgiyle alıp-veren yapımızdan kopuyoruz, parlıyor ve şiddete yöneliyoruz? Ve nasıl oluyor da kimimiz en kışkırtıcı koşullarda bile doğamızda var olan şefkatle bakmayı, sevgiyle paylaşmayı ve korumayı becerebiliyor?

İletişim tarzımızı neler etkiliyor, neden doğamızdan, özümüzden gelen iletişimden uzaklaşıyoruz?

İletişimsiz misiniz?

Haydi, birlikte bir seçim yapalım, bir deneme olsun hatta bireysel seçimimiz doğal (pozitif, olumlu) iletişim olsun. Sadece iletişim.

Doğal iletişimi sürdürebilmek için ne yapmalı? Neleri korumalı ve güçlendirmeli?

Gözlem yeteneğimiz: Eylemler ve etkileri, anlamak ve anlatmak,
Duygularımız: Hissettiklerimizi tanımlamak,
İhtiyaçlarımız: Eylemleri bize yaptıran ve duygularımızı yaratan ihtiyaçları tanımlamak
Amaçlarımız: Değerlerimiz ve inançlarımıza uygun amaçları net bilmek, ortaya koymak, sorumluluk almak,
İsteklerimiz: Bize ait, ihtiyaçlarımıza ve amaçlarımıza uygun cevap bulmak,

Nasıl etkilemeli?

Bilgi ile açık yüreklilikle ifade ederek, yargılamadan olduğu gibi kabul ederek,
Kendimizi ve karşımızdakini duygudaşça, duyguları paylaşarak dinleyerek, anlayarak, anlatarak.

Nasıl iletişim?

Dikkatimizi, kendimizin ve karşımızdakinin ihtiyaçlarına ve karşılıklı neye ulaşmak istediğimizi anlamaya vermeli, sınıflandırma, etiketleme, kıyaslama yapmadan, kusurlara ve eksiklere değil vereceklerimize, tamamlayacaklarımıza odaklanmalıyız.

“Yanlış ve doğrunun ötesinde bir yer var. Orada buluşalım.” Mevlana

İletişim bir eylemdir. Her eylemin bir amacı olmalıdır, eylemi gerçekleştiren sorumluluğunu almalıdır.

Düşüncelerimizin, ne hissettiğimizin ve nasıl davrandığımızın sorumluluğunu alırsak doğal iletişimi başlatır ve sürdürürüz.

Haydi, karar verin ve seçiminizi yapın.

İletişimsiz misiniz?

İletişim siz misiniz?

İlgili yazılar

Paylaş

6 yorum

Sayın Yasemin Hanım merhabalar… Yine alanınızla ilgili bir konuda paylaşmışsınız. Teşekkür ediyorum.
İnsanda ki yıkıcılık ebedi bir konudur. Yâni başı sonu yoktur. Ben yıkıcılık konusunda E. Fromm’un öğretmesini benimserim. Bu yeni Freud’çu ruh bilimci ,önerilir bir kişi. Çok okuyan bir insan olarak O’nu ıskalamadığınıza inanmakla beraber, belki gözünüzden kaçmıştır diye de eklemekten kendimi alamıyorum.
Dünyanın giderek daha fazla şiddete yöneldiği tabiidir. Önümüzdeki süreç bunu size gösterecektir. Bu konuda tersi düşünmenizi tebrik ederim, zira bu sizin PROAKTİF/OLUMLU kişiliğinizle ilgili bir husus. Ama ben nesnel gerçeklikten dem vurmaktayım.
Karşınızdakinin duygularını hissetmek EMPATİ ile betimlenmekte. Doğru ve EKSİK ! Bu nedenle de yanlış ! Demem o ki; karşınızdakinin duygu ve düşüncelerini doğru/olduğu gibi/nesnel hissetme yeteneğine ben; <> demekteyim. Buradaki önerim, ‘Uyuz”dil bilimcilerin ıskaladığı/ihmal ettiği pek çok husustan yalnızca biridir. Bir de DİLİMİZİN DEJENERE OLDUĞUNDAN YAKINIRLAR.
Peki, karşınızdakinin duygularını doğru algıladıktan sonra bunu kötüye kullanmak; <> dir. Önerimi oluşturan harflerin rastgele olmadığına, ÖBEK ÖBEK bir anlama dair olduğa -umarım- normal bir zihin ayıkacaktır.
Tam da konu ”Proaktiflik ” üzerine iken yaptığıma bakınız !
….. Sevgi ve saygılarımla.

18 Ocak 2010 at 07:43

Tırnak içindekileri çıkarmayan sistem, anlatmak istediğimi SAÇMALAMA seviyesine düşürecek denli önemli;
ilkinde tâbir, HEMPATİ , ikincisinde , KEMPATİ olacaktı.

18 Ocak 2010 at 07:46

Yani, dugudaşlık’ın genel karşılığı EMPATİ iken; DOĞRU EMPATİ=HEMPATİ, doğru duygudaşlık algısı yanısıra KEM amaçlılık; KEMPATİ olarak-tarafımdan- türetilmiştir. Bence YERİNDE /ÖNEMLİ BİR KATKIMDIR.

18 Ocak 2010 at 07:51

İlk satırda düşmüş olan ‘y’ için onun adına özür dilerim.

18 Ocak 2010 at 07:52

Merhabalar Yasemin Hanım,belki gecikmiş bir ileti oldu ama duygularımı paylaşmadan edemedim.Son yıllarda herşeyin çok hızlı yaşandığı bir dönemdeyiz.Bazen bunun değerlerimize de yansıdığını düşünüyorum.Sabır ve hoşgörünün dozunu çoğaltırsak şiddetin kendiliğinden uzaklaşacağını düşünüyorum.

Biraz daha farkına vararak yaşanırsa iletişimsizlik azalır bence…En kışkırtıcı durumlarda bile şefkatli davrananlara gelirsek; bence farkındalığı fazla olan,sabır,nezaketi yaşamından eksik etmeyen kişiler olduğunu düşünüyorum.

Sevgi ve Saygılarımla,

21 Ocak 2010 at 16:00

Yaşamak su misali akıp giderken,
Zaman çalsada bir şeyleri bizden,
Bize kalan bi vefa, bi SELAM,
Bi de habersiz yapılan güzel duadır..
Bunu bilesen,

Sabır, ve nezaket uslubum,
Buna rağmen sende edersin,
hala zulüm,
Sen ne kadar edepsizlik etsende,
Örnek olayım diye ben,,

Adab ve uslübumu bozmuyorum.
Dilerim sende kavrarsın,
Arzu ve istek duyarsın,
Saygıya sevgiye hürmete,
Yüreğin huzur bulacak,
hatta çooooook ibreti,
aleme huzur, yayacaksın.

Bu sayede değerlerimizide korumuş olacaksın….
Daha ne duruyorsun,
Gözün, kulağın,aklın, bir yol gösterende,
olsun.
Lütfen sende hayatını geçirme boşa..
Ömür çok kısa, çok üzülürüm, sonra,

Kendin için yap, bir bilge sayesinde
Bilmiyorsann,
Ömrünü geçirme boşa..

Aklını bedenini, zayi etmemiş olursun,
Yeterince nedenlerimiz var,
Sonun da daha mutlu olursun..

Konuya yorum yazacaktım içimden bu şekilde şiir gibi dökülüverdiler,
Okuyanların affına sığınıyorum..Şiir gibi olduğu için.

Saygı ve Sevgilerimle..

ALLAH GÜNÜMÜZÜ, GÜNLERİMİZİ , AYDIN ETSİN

…En kışkırtıcı durumlarda bile şefkatli davrananlara gelirsek; bence farkındalığı fazla olan,sabır,nezaketi yaşamından eksik etmeyen kişiler olduğunu düşünüyorum.

11 Ocak 2012 at 11:05

Bu yazıya yorum yapın.

Yasemin Sungur Gelişim Enstitüsü, 2010.