Yaşam Döngüsü

Ölen insanların vücutlarını kendi keşfettiği “üstelik kazayla keşfettiği” bir yöntemle sonsuza kadar yaşayacak bir “ürüne” dönüştüren Alman bilim adamı Gunther von Hagens’in bu sergisine neden bu ismi verdiğini düşündüm sergiyi gezerken.

BODY WORLDS Orijinal Vücut Dünyası-Yaşam Döngüsü

“Yaşam Döngüsü” ismi bana çok  şey düşündürdü, öncelikle cansız ancak çok etkileyici görünen o bedenlere ‘kendi istekleri ile bu projeye katılan, ölümden sonra bedenlerini sergiletmeyi seçmiş’ o insanlara farklı bakmamı sağladı, laf aramızda aynı şeyi içimden geçirmedim değil…:)

Şu ana dek 11 bin kişi kendini bağışlamış bu projeye… Her meslekten, her yaştan, her milletten insan.

Gunther von Hagens, şaşırtıcı bir insan, bu fikir nereden aklına gelmiş olabilir, bir insan, bir bilim admı neden böyle bir konuda çalışmayı seçmiş olabilir derken, kendi ağzından duyduk nedenini. O’nu bu çalışmaya iten şey, daha tıp fakültesinin ilk derslerinde iken ve organları incelerken, inceledikleri böbreğin şeffaf bir plastik ile kaplandığını, bunun da organı rahat incelemelerini engellediğini görmiş ve işin uzmanına sormuş, neden böbreğin dışını kapladıklarını, o da başka türlü bir koruma ‘imkansız’ demiş, işte sihirli kelime !

Yıllarca bu kelime zihnini meşgul etmiş, düşündürmüş, sonra denemelere başlamış ve birgün kazara bugün “plastination” olarak adlandırılan bu yöntemi keşfetmiş, canlı gibi cansız ve gerçekten çıplak bedenler.

Profesör Hagens, serginin açılışında parlak kırmızı kadife ceketi ve siyah fötr şapkası ile herkesin içinde dikkat çekiyordu. Sergide seyrettiğim bir videoda gördüm ki çalışırken de iş önlüğünün üzerinde kafasında yine aynı şapka var. Sonra bir gogılladım ki hiç şapkasız fotoğrafı yok…:) Kişisel Marka çalışması etkin biri yani aynı zamanda.

Beni en çok etkileyen çalışma elinde tüm derisini tutan kişi idi, elinde ki deriye baktım kaldım. Ne kadar büyük derimiz.

Bedenlerin kime ait olduğu yazmıyor. Ancak bazı kişiler mesleklerini yaparken bedenleri sabitlenmiş. Basketbolcu, müzisyen vb.

Bir de at ve zürafa vardı, seyrediyorsunuz uzun, uzun.  Kaslarını seyrediyorsunuz, iç organlarını detayla inceliyorsunuz, bende bir ürkme ya da kötü bir duygu oluşturmadılar ancak hasta organları gördüğümde kendimi kötü hissettim. Sigara içen kişinin akciğerine uzun süre bakamadım mesela.

Yaşam döngüsü ‘doğum-yaşam-ölüm’.

Sergiyi izlerken ilk çalışmadan ve ünlü kişilerden alınan sözlerle geçiş yapan bölümleri gezdikçe bir felsefenin içine giriyorsunuz.

“Deneyimlerimizin sınırı, sınırsız potansiyelimizin başlangıç noktasıdır.” diyen Profesör Hagens,

İyimser olun, az ile yetinin, sürekli ögrenin, gencler ve çocuklarla iletisim halinde olun,

Sebze, meyve, balık ve yosun ile beslenin,

Hareket halinde olun,

Meditasyon yapın, dua edin, yemeğinizi sevdiklerinizle yiyin,

Amaçlı bir yaşamınız olsun, diye devam ediyor.

Diğer etkilendiğim çalışma mucizenin gerçekleştiği anı gösteriyor, bir annenin en mutlu olduğu anı. Ne yazık ki bu anne ve bebeği o mucizevi anı yaşayamamışlar, bize yaşatıyorlar.

Siz bağışlar mıydınız bedeninizi?

Bağışladınız mı organlarınızı başkalarını yaşatmak için?

Son söz Profesör Hagens’den “Son tahlilde önemli olan yaşamınızda ki yıllar değildir. Yıllarınızdaki yaşamdır.”

Sevgiyle bakın bedeninize, sevgiyle bakacağım bedenime…:)

İlgili yazılar

Paylaş

  • 18 June 2010 at 20:56 Sevil Mert ~ E-lmayra
    Yasemin Hanım bu sergi geldiği günden beri gitme arzusundayım ama diğer taraftan da bakmaya içim kaldırmayacak gibi hissediyorum. Hatta sizin feedlere bakarken bile fena oldum :( Gerçekten yakından görmek dayanılır bir durum mu :)
  • 18 June 2010 at 21:02 Yasemin Sungur
    Sevil, gerçekten dayanılır bir durum, ben bir tek hasta organlarda ve bebeklerde kendimi kötü hissettim, ancak her şeye rağmen gitmeli... farklı bir öğreticiliği var :)
  • 18 June 2010 at 22:09 GökTaşı
    gitmek lazım
  • 18 June 2010 at 22:09 mehtap ugurlu
    yarın gidiorum :)
  • 18 June 2010 at 22:09 Ufuk Özgül
    Herşeyi anladım anne- bebek olayını anlamadım? Karnında mı ölmüş beraber? Ben de görmek istiyorum ama çok etkilenir miyim diye de endişeliyim.
  • 18 June 2010 at 22:21 Yasemin Sungur
    bedenlerin sahipleri ve neler yaşadıkları hakkında pek bilgi yok, tahmin ediyorum aynen söylediğin gibi, anne ve bebek ölmüşler... unutmayalım bedenlerin hepsi gönüllü bağışçılar, kendilerini bağışlamışlar, ölümlerinden sonra sergilenmek üzere... iyi bir düzenleme, işin felsefesi... ben de kaygılıydım giderken, ancak çok rahat dolaştım, çok detay inceledim, kendime şaşırdım...

1 yorum

gitmeyi çok istiyorum

18 Temmuz 2010 at 17:48

Bu yazıya yorum yapın.

Yasemin Sungur Gelişim Enstitüsü, 2010.